Elif Vanlıoğlu’nun hayalindeki rol: “Kötü karakterin sakladığı iyiliği aramak isterim”
Yeni dönemde kamera karşısında kendisini zorlayacak ve dönüştürecek karakterlere yönelmek isteyen Elif Vanlıoğlu'nun hayalindeki rol sorulduğunda ilk tercihi net: Güçlü ve karanlık bir kadın. Ancak oyuncuyu asıl heyecanlandıran karakterin “kötülüğü” değil, görünen yüzünün ardında sakladığı hikâye. Vanlıoğlu, dönem işlerinden güçlü kadın karakterlere, kırılgan rollerden sinemaya kadar farklı dünyaları deneyimlemek ve ekranda birbirinden mümkün olduğunca uzak kadınlara hayat vermek istiyor.
Bir oyuncuya “İstediğin herhangi bir rolü seçebilirsin” denilse hangi karakteri seçer? Elif Vanlıoğlu’nun cevabı fazla düşünmesini gerektirmiyor: Güçlü, karanlık ve ilk bakışta “kötü” olarak tanımlanabilecek bir kadın.
Ancak Vanlıoğlu’nu böyle bir karakterde cezbeden şey kötülüğü göstermekten çok, onun nasıl oluştuğunu araştırmak. Bir insan hangi kırılmaların ardından değişir? Neyi kaybetmiştir? Neyi gizlemektedir? Dışarıdan sert, acımasız veya mesafeli görünen birinin savunma mekanizmasının altında bambaşka bir hikâye bulunabilir mi?
“Şu anda bana ‘İstediğin rolü vereceğiz’ deseler güçlü ve kötü bir kadın karakteri seçerdim. Çünkü kötü olarak gördüğümüz karakterlerin görünmeyen taraflarını çok merak ediyorum. Onu o noktaya ne getirdi? Neler yaşadı? Seyirci önce başka türlü görürken zamanla onun sakladığı tarafları keşfetse... Böyle bir dönüşümü oynamak beni çok heyecanlandırır.”
Kötülüğü değil, nedenini oynamak istiyor
Vanlıoğlu, “kötü karakter” kavramına tek boyutlu yaklaşmıyor. Onun ilgisini çeken, karakteri yalnızca seyircinin karşısındaki davranışlarıyla değerlendirmek yerine o davranışların arkasındaki psikolojiyi araştırabilmek.
“Bir karakterin yaptığı her şeyi savunmak zorunda değiliz. Ama oyuncu olarak onu yargılamadan önce anlamaya çalışmam gerektiğine inanıyorum. ‘Bu insan neden böyle?’ sorusunun peşinden gitmek istiyorum.”
Güçlü kadın kadar kırılgan karakter de ilgisini çekiyor
Karanlık ve güçlü bir kadın ilk tercih olsa da Vanlıoğlu, kariyerini belirli bir karakter kalıbının içerisine yerleştirmek istemiyor. Hayatın karşısında güçlü duran bir kadın kadar mağdur edilmiş veya kırılgan bir karakterin de kendisine tamamen farklı bir oyunculuk alanı açacağını düşünüyor.
“Beni tek bir tipe yerleştiren bir kariyer istemem. Güçlü bir kadını da çok isterim, kırılgan veya mağdur bir kadını da. Çünkü ikisinin bedeni, sesi, dünyaya bakışı, savunması birbirinden tamamen farklı olabilir.”
Dönem karakterlerinin dünyasını merak ediyor
Vanlıoğlu’nun özellikle deneyimlemek istediği alanlardan biri de dönem projeleri. Günümüzden farklı toplumsal kuralların, davranış biçimlerinin, kostümlerin ve beden kullanımının bulunduğu bir dönemde karakter yaratmanın oyuncuyu başka bir hazırlık sürecine zorlayacağını düşünüyor.
Onu cezbeden yalnızca kostüm veya görsel dünya değil; bir karakterin yaşadığı çağın davranışlarını nasıl şekillendirdiğini araştırabilmek. Özellikle güçlü ve karanlık bir kadın karakterinin dönem hikâyesi içerisinde yer alması, oyuncunun iki ayrı hayalini bir araya getirebilecek rollerden biri.
Sinema, televizyon ya da dijital: Belirleyici olan karakter
Yeni dönemde televizyon dizilerinin yanı sıra sinema ve dijital platform projelerinde de yer almak isteyen Vanlıoğlu, kariyer hedefini tek bir yayın alanıyla sınırlandırmıyor. Sinema ise oyuncunun özellikle deneyimlemek istediği alanlardan biri.
Başrol hedefini de saklamıyor. Ancak kariyer başarısını yalnızca başrol oyunculuğuyla eşitlemiyor. Hikâyenin ana kadrosunda yer alan, güçlü biçimde yazılmış ve seyircinin hafızasında kalan bir karakterin de oyuncu için son derece değerli olabileceğini düşünüyor.
“Başrol oynamayı elbette çok isterim. Bunu istemiyormuşum gibi söylemek doğru olmaz. Ama yalnızca başrol olursa başarılı sayılırım gibi bir düşüncem yok. Çok güçlü yazılmış bir karakter bazen seyircinin hafızasında bambaşka bir yer edinebiliyor.”
Hedefi yalnızca görünmek değil, hatırlanmak
Vanlıoğlu’nun kariyer planında farklı karakterlere dönüşebilme isteğinin yanında başka bir hedef daha bulunuyor: İzleyicinin oynadığı karakterleri hatırlaması.
Şarkı söyleyebilen, ritim ve hareket altyapısı bulunan oyuncu, müzik veya dansın karakterin doğal bir parçası olduğu projelere de açık. Ancak bu özelliklerini ayrı bir gösteri alanından çok rolün gerektirdiği noktada kullanılabilecek oyunculuk araçları olarak değerlendiriyor.
Vanlıoğlu’nun hayalindeki ilk seçenek belli: Güçlü görünen, karanlık tarafları bulunan, kolayca yargılanabilecek ama geçmişine girildikçe seyircinin hakkında yeniden düşünmek zorunda kalacağı bir kadın. Çünkü onun için oyunculukta asıl mesele “iyi” ya da “kötü” görünmek değil; bir insanın neden o insana dönüştüğünü bulabilmek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder